>Oscar 2011

>James Franco ve Anne Hathaway’in sunuculuğundaki 2011 oscarları, beklediğimin aksine enerjik değildi. Önceden hazırlanmış skeçler eğlenceliydi eğlenceli olmasına ama Hugh Jackman’ın sunuculuğundaki oscar törenini aratan bir törendi. Hatırladığım kadarıyla Hugh Jackman’ın sunuculuğundaki oscarlarda, Anne Hathaway Jackman’a eşlik ederek şarkı da söylemişti ama bu kez pek öyle enteresan bir şov izleyemedik. James Franco öyle tutuktu ki, Hathaway’le bir kez olsun bile göz göze gelmemesi dikkat çekiciydi. Klasik deyişle “kimyaları tutmadı” belki. Hathaway’in güleryüzlü havaları da Franco’nun bir kere bile başını çevirip kendisine katılmasını sağlayamadı nedense, garip. Hathaway’e ilişkin kararsızlığım oscarlara da damgasını vurdu kısacası. Yapmacık mı, sempatik mi hala karar verebilmiş değilim. Sürekli kıyafet değiştirip defile havası estireceği belliydi bir oscar klasiği olarak ama insan doğal olarak daha fazlasını bekliyor. “Gel de Ricky Gervais’in lafı gediğine koyan esprilerini arama” şeklinde bir cümle kurmayacağım çünkü her ne kadar Gervais’in gerçekten de lafı gediğine koyma hususunda başarılı ve cesur olduğunu düşünsem de, onun da Altın Kürelerde yaptığı magazinden ibaretti.

Ödül kazananlara gelecek olursak, genel olarak sürpriz yaşamadığımız söylenebilir yönetmen adayları hariç. Bu kategori, Christopher Nolan aday gösterilmediği için benim için baştan kaybetmişti ama birçok insan gibi ben de, bu yılın David Fincher’ın yılı olacağını ve 2011 yılının en iyi filmle en iyi yönetmen ödüllerinin iki farklı filme verileceği yıl olacağını düşünüyordum. Gelgelelim Fincher yine heykelciği götüremedi evine ve yönetmen konusunda da Akademi tercihini The King’s Speech’ten yana kullanarak Tom Hooper’a verdi ödülü. En iyi orijinal senaryo da keza The King’s Speech’e gitti. The King’s Speech, kraliyet ailesi üyelerini anlatan diğer filmlerden farklı bir yapıdaydı, bu tarz filmlere ilgisi olmayanları bile kendisine çekti bir şekilde ve en iyi film ödülünü Social Network balonu yerine bu filmin almasından son derece memnunum ama en iyi orijinal senaryo deyince, orada durmak gerekiyor. Bir yanda Inception, diğer yanda, gayet de, “senaryo işte” dedirten senaryolar var ama ben Akademi’ye Nolan’ı yönetmen olarak aday bile göstermedikleri için yeterince sövdüğüm için buna da şaşırmadım son kertede. Sadece teknik kategorilerle züğürt tesellisi alan Inception, etki açısından ve bazı kusurlarına karşın benim için oradaki tüm filmlerden daha önemliydi ama hep böyle olmuyor mu zaten? Nolan-Aronofsky-Fincher, popüler kültür açısından bakarsak, son 10-15 yılın en önemli yönetmenleri. Her filmini beğenirsiniz, beğenmezsiniz o ayrı konu ama sinemaseverim deyip de bu üçlünün filmlerine kayıtsız kalan çok az insan vardır. Akademinin bu, “gösterip de vermeme” tarzının ne ilk, ne de son olacağı sonucuna götürüyor bizi tüm bunlar. Martin Scorsese’nin bile, yıllar yıllar sonra bir yeniden çevrimle oscar ödülü alabildiği düşünülünce özellikle, artık hiçbir şey şaşırtıcı gelmiyor. Bu söylediklerim tüm ana kategoriler için geçerli aslında. Spielberg en iyi film ödülünü verirken yaptığı konuşmada da bunu vurguluyordu.

En iyi film kategorisinin 10 filme çıkarılmasının sonuçlarından biri olan, bu yıl Toy Story 3’ün, geçen yıl Up’ın da, en iyi animasyon kategorisi yetmiyormuş gibi bu kategoriye eklenmesini büyük bir gereksizlik olarak görüyorum. Toy Story sevdiğim bir animasyon serisidir fakat en iyi animasyon ödülünü kazanacağı bariz bir filmin, sırf kategoriyi doldurmak ve filmin daha da fazla promosyonunu yapmak adına bu kategoriyi işgal etmesi saçmalık değil de nedir? Film mi kalmadı 10 film arasına girecek? Never Let Me Go niye yok? Geçen yıl Bright Star niye yoktu? Cevabını kendi kendime vermeye çalışırsam, tüm olayın stüdyo promosyonlarına bağlı olduğu yorumunu yapabilirim.

Social Network’e verselerdi en iyi film ödülünü, inanın insanlığa olan tüm inancımı yitirirdim. İnsanlığa inancım yok gerçi zaten ama üç kuruşluk film keyfimizi de bir parça bozuyor böyle şeyler. Social Network’ün tüm olayı oyuncu yönetimindeydi, onun dışında ne Zuckerberg’in tartışmalı kişiliği beni ilgilendirir, ne facebookun nasıl ortaya çıktığına karşı bir merakım vardır, ne kim kimi arkadan vurmuş şeklindeki bilindik hikayeler, ne de güya “Şekspiryen” olduğu söylenen o bitmek bilmez mahkeme diyalogları. “Bir neslin ruhunu okuyan film” lafı da artık kabak tadı vermedi mi? Bir neslin ruhunu okuduğu falan yok Social Network’ün. İnternet kullanımının insan ilişkilerine ve yaşam tarzımıza olan etkisine de şöyle bir değiniyor o kadar. Ama yapımcılar işlerini çok iyi yapıyorlar ve bir tanesinin röportajlarından birinde geçen, “bu filmden önce Japonya’da (ya da ona benzer bir yerde emin değilim) facebook yoktu; böylece film amacına ulaştı” şeklindeki açıklaması kazın ayağını net bir şekilde özetliyor.

Artık oyunculara gelecek olursam; ödül kazanması tahmin edilen tüm oyuncuların ödüllerini alarak bizi şaşırtmadıklarını eklemeliyim. “Romantik İngiliz centilmeni” rolleri dışında kendisine pek farklı roller bulamayan ve yeteneği sonunda takdir edilen Colin Firth, küfürlü geçmişine eğlenceli bir gönderme yaparak beni benden alan günümüzün Robert De Niro’su demekte sakınca görmeyeceğim Christian Bale (kes o sakalı!), Frozen River’da da çarpıcı bir performans göstermiş olup The Fighter’la en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü alan ama kabul konuşmasını beğenmediğim Melissa Leo ve de en önemlisi, “bir oscarı eksik” dediğimiz Nataliemiz Portmanımız. Natalie’nin mor elbisesine de, haline tavrına da, Leon ile Luc Besson’a gönderme yaptığı heyecanlı konuşmasına da bayıldığımı söylemeliyim. Matilda’dan beri beklediğim an geldiğinden, gecenin zirve noktası Natalie’ydi benim için, gerisi hikaye.

Sinematiğe eklediğim oscarlarla ilgili görselleri burada bulabilirsiniz. Seraya özgü fashion police ise, pek tabii ki de twitterda yer alacak!

Advertisements

6 Comments

Filed under film

6 responses to “>Oscar 2011

  1. >altına imzamı atabilirim. hayır atamam tabii senin yazın ama tümüne katılıyorum demek istiyorum 🙂 belki bir christian bale konusunda ayrı düşüyoruz, neden bilmiyorum çok korkutuyor o adam beni.

  2. >çavlan: sakallardandır 😛 Sera'ya katılıyorum, kessin o sakalı! Ve tabii ki her cümlesine katılıyorum 🙂 Gerçi sunucularla ilgili kimya problemi yoktu bence, ne skeçlerde, ne raklamlarda, ne Franco'nun telefonuyla çektiği sahne arkasındaki videolarda herhangi bir kimya problemi yok çünkü. Sahnede fazla heyecanlandı herhalde. Hugh Jackman'ın sahneye çıkmasını bekledim açıkçası, belki daha renkli olabilirdi…

  3. >Şimdi yazacaklarım sende bir utangaç tavıra sebep olacak ama:)) söylemeden duramayacağım; huyum kurusun işte coşkularımı ve sempatilerimi açığa vurmayı seviyorum. Yazı enfesti bu bir. Asıl anlatmak istediğim şu: Uzun zamandır çok nadir olarak giriyorum bloglara… Geleneksel olarak heryılbaşı bir kitap alırım çocuklara…Çoğu zaman yıl içinde şekillenir kafamda neyi alacağım. Bu yıl son dakikaya bırakınca herşeyi koş dedim Seraya al ondan referansları… benim en büyük başvuru kaynağımsın yani… Bazen düşünüyorum, bazı blogerlar daha günışığında mı olsalar diye… Sonra da diyorum ki; popülizmin çamuruna saplandırılacakları alanlardansa kendi saklılarında kalsınlar… Yılbaşındaki yardımların için geç kalmış çoook teşekkürler…))

  4. >Çavlan: Korkutucu bir yanı var evet ama severiz yani. Hele seneye Batman izleyecek olmanın heyecanı var ki, hiç açmayım o konuyu :)Persephone: Her şey fazla planlıydı ve bana biraz yapay geldiler bilmiyorum. buraneros: Sen bunu hep yapıyorsun zaten 🙂 Bloglarda seni göremeyince meraklanmıştım, haber almak iyi oldu özellikle böyle güzel cümlelerle 🙂

  5. >Christian Bale'in aksanina hastayim ben de 🙂

  6. >Her tür aksanı kıvırabiliyor kendileri 🙂

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s