>Pek matah değil

>
Blue Valentine

Gün geçmiyor ki, Amerikan sineması “yeni Eternal Sunshine” arayışının etkisiyle bir film daha çekmesin. Blue Valentine, gerçekçi bir aşk filmi iddiasıyla yola çıkmış. Gerçekçiliğine itirazım yok. Çiftin zaman içindeki değişimi, aralarındaki bağın giderek zayıflaması, monotonlaşan evlilik, çocuğun etkisiyle tüm dünyalarının değişmesi gibi etkenler tıpkı gerçek hayattan enstantaneler gibi. Benim itirazım çiftin gerçekten aşık olup, zamanla aşklarının bittiğinin iddia edilmesine. Michelle Williams’ın oynadığı, Michelle Williams’ın etkisiyle mi bilinmez, son derece itici yansıtılmış kadın başka bir ilişkisi olduğu halde Ryan Gosling’le yakınlaşıyor. Bu yakınlaşma aslına bakarsanız cinsel bir kaçamaktan ibaret. Ne zaman ki, bu kaçamak sonucu istenmeyen hamilelik ortaya çıkıyor, ondan sonra çiftin ilişkisi ciddileşiyor. Bu yüzden, çiftin birkaç yıl sonraki, değil yakınlaşmak birbirlerinin yüzlerine bile bakamadıkları halleri, ilişkilerini dayadıkları sallantılı temelin kaçınılmaz bir sonucu. Yoksa ortada, muhteşem bir aşkın sonrasında gelen hüzün ve hayalkırıklığı falan yok. Gayet çarpık başlayıp, çarpık biten bir ilişki hikayesi şeklinde izlerseniz gerçekçi gelebilir ya da geri dönüşlerle ilerleyen filmin en iyi yanı olan kurgusuna rağmen karakterlerin buhranları bana olduğu gibi size de afakanlar bastırabilir. Revolutionary Road’u gel de arama diye düşünmeden edemiyor insan. Michelle Williams yerine Ryan Gosling aday gösterilmeliydi oscara. Sırf yüzüğü aradığı sahne için bile.

The Kids Are All Right

Lezbiyen çiftin çocukları biyolojik babalarını arayınca ortalık karışıyor diye özetlenebilecek bir film. Sonrasında aşk üçgenine (peh) döndüğü için vasata meylediyor. Böyle bir çiftin çocuğu olmak nasıl bir his; ne onu tam olarak anlatabiliyor, ne de sperm bankası aracılığıyla çocuk sahibi olma konusunu sorguluyor. Bu noktayı sorgulayan tek kişi de, çiftin oğulları Laser. Öğrenmek istiyor, bir insan neden spermini bağışlamak ister diye. Doğru düzgün bir yanıt alabildiği ise söylenemez. Zaten filmin derdi de bu değil. Lezbiyen çiftin zamanla yıpranan ilişkisi sorgulanıyor gayet itici Mark Ruffalo’nun aralarına girmesiyle ama filmin o konuda da çok cüretli olduğu söylenemez. Heteroseksüel ilişkiyi gösterme açısından cüretli davranmayı tercih etmiş yönetmen asıl. Filmin tek yıldızı Annette Benning. Natalie olmasa oscarı o alır derdim. Sonuçta, liberal mi, muhafazakar mı olacağına karar verememiş bir film var ortada. Televizyon dizilerinin bu konuda daha cesur olduğunu düşünüyorum. Bu film de işte, 10 filmle doldurulacak oscar filmlerine bir tane de bağımsızımsı bir film ekleyelim diye var.


True Grit

Coenlere körü körüne bağlı bir hayran değilim ama Fargo, Miller’s Crossing, The Big Lebowski, A Serious Man gibi sevdiğim birkaç filmleri mevcut. No Country For Old Men’i de sevip sayarak izlemiştim ama o kadar büyütülecek bir yanı yoktu kesinlikle. Coenler kara mizaha sarınca daha etkili filmler ortaya çıkarıyorlar bana kalırsa. Örneğin geçen yılki A Serious Man, True Grit’ten çok daha iyi bir filmdi. True Grit Coenlerin westerni ve yine büyütülecek bir şey olmadığı kanısındayım. Western deyince ben hala Sergio Leone’lerde kaldığım ve babam sağolsun çocukluğum o filmleri izleyerek geçtiği için bu filmden hiç hoşlanmadım. Film de yeniden uyarlama zaten. En son izleyip de sevdiğim western 3.10 to Yuma idi. Jeff Bridges’in karakteri dışında enteresan bir şey göremedim True Grit’te ama The Big Lebowskiler, Fearlesslar vs.leri düşününce insan, onun da yeni bir şey yapmadığını görebilir. Başroldeki çocuk oyuncu da, bilmiş kız kontenjanından iyi oynuyor ama bana en son heyecan veren çocuk oyuncu Leon ile Natalie Portman’dı. Zaten Leon ilk izlediğiniz filmler arasındaysa, geri kalanına şüpheyle yaklaşmanız doğal bir şey. 6. His’teki çocuk vardı bir de ama unutuldu gitti, kayboldu o da. Keşke Clint Eastwood’un kendisi bir western filmi çekse, Sergio Leone’ye selam çaksa ama nerdee… Coenler nefes alsa oscar adayı oluyorlar ve şu an Christopher Nolan’ın alması gereken en iyi yönetmen adaylığını işgal ediyorlar. (İlle de ödülü Nolan alsın demiyorum, mutlaka adaylar arasında olmalıydı diyorum şu son 10 yılı göremecek kadar kör Akademi üyelerine.) Bu filmi sevdiyseniz saygı duyarım ama insaf yan, Coenlerin zaten oscarları var. Her sene aday gösterilmek zorundalar mı?

Advertisements

5 Comments

Filed under film

5 responses to “>Pek matah değil

  1. >Blue Valentine hoş bir seyirlik ama Revolutionary Road'u izlemiş bir insanın etkileneceği bir film değil. The Kids Are Allright da bildiğin kötü bir film; bu senenin oscar adayları arasında sanırım hiç sevmediğim tek film. True Grit'i henüz izlemedim gerçi. Chris Nolan için de merak etme. Önümüzdeki yıllarda bir kaç mükemmel film çeker, Akademi yine sallamaz. Sonra ne zaman ki vasat bir film çeker; 'günah çıkartmak' kisvesi altında bütün ödülleri toplar. David Fincher, Martin Scorsese, hepsine aynı şeyi yapmadılar mı… The Social Network, David Fincher'ın ödül alması gereken son filmi herhalde.

  2. >Nolan'ın kötü bir film çekmesini bekleyeceğiz bu gidişle evet. Scorsese'nin ödül aldığı The Departed iyi filmdi bence ama orijinal değildi sonuçta, Uzakdoğu yapımı Infernal Affairs'ın yeniden çevrimiydi. Ve Social Network'le ilgili tüm bu tantana da şaka gibi bir şey. True Grit'i izlemezsen bir şey kaybetmezsin emin ol 😀

  3. efe

    >az önce izledim true griti sen de yazmışsın şimdi gördüm yazını bence de coenler kara mizahı iyi yapıyor. bence bridges ile tekrar çalışmak için tekrar 50 film daha beklemezler ve beraber bir kara mizah yaparlar.

  4. >Tekrar kara mizah yaparlar mı bilmem de, uzun süre bir Coen filmi görmek istemiyorum ben artık sanırım.

  5. >blue valantine i oldukça kısıtlı yabancı dilim ile atlaya atlaya izledim.yine de içimi burkan bi izleyiş oldu.onları bi araya getiren kaçamak ya da çocuk değil. ki çocuk bi başkasındandı sanırım.onları bi araya getiren yıllar önce bi film ismi olan 'erkek severse'durumu.bahsi geçen filmleri izledim ama o kadar.belki balıkçı kral dan beri ilk kez oyuncu olduğunu bu aralar hatırlayan jeff abimden bahis açılabilir.falan…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s